bu haftanın bloğuna aklımda kalan oyunların eleştirirsini yaparak katılacağım. öncelikle olasılık oyunu ile başlayalım. oyunu bizzat oynadım. oyunu kesinlikle anlayamadım. en sona beiz kaldık ve kimin kjazandığını anlayamadım. oyunun bir şekilde çok iyi anlöatılması gerekiyor zannımca. yoksa yapılan herşey havada kalıyor. oyun içerik olarak bilgi veriyor. fakat bu konudada oyun kısa olduğu için çok tatmin olamadım. evet oyuna bir şekilde olasılık katılmış fakat sadece eklenti gibi duruyordu yani sorular sadece olasılık içeriyordu. oyun yapı olarak olasılık içermiyordu. ve gruplama olarakta nasıl kaybeden grup bir diğerine girdi anlayamadım. oyun iç aktivasyon olarak grup bilincinide ayakta tutamadı bence. bütün bunların yanı sıra malzemeler güzel hazırlanmış. hane bakınca zar mı atman gerekiyor yoksa işlem mi yapman gerekiyor düşünmen gerek. burası hoştu. çünkü beni bir şekilde olasılıla düşünmeye itiyor.

diğer youn ise bizim tangram opyunu idi. oyunumuz iki ana bölüm olmak üzere dört bölümden oluşuyordu. iki ana bölümde ikşer bölümden oluşuyordu. ilk bölümde dağıttığımız üçgenlere göre grup oluşturmalarını bekledik ve ikinci bölümde verilen şekilleri yapmalarını bekledik. ilk bölümde eş üçgenler dağıttık diğerinde benzer üçgenler dağıttık. eş üçgenler kısmında grupların oluşumu çok çabuk oldu. çünkü insanlar denilenden çabuk harekete geçti ve verilen talimatları dinlemedi. herneyse ilk kısım bizim insanların üçgenlerde benzerlik namına düşünmeşlerini istediğimiz asıl bölümdü fakat kısa sürdüğü için muradımıza eremedik. oyunu tasarlamada ufak değişiklşikler olursa eminim tangram oyunumuz çok daha zevkli olacak inşallah. bu arda ikinci bölümde bişr o kadara kısa oldu. oyunumuz kısa sürdü fakat birkere daha oynatsak eminim daha uzun sürer ve daha çok düşündürür.

bir diğer oyunda kriptoloji oyunu idi. oyunun malzemeleri çok güzel hazırlanmıştı. yani şifreler çok güzeldi. otunu bizzat oynadım ve zevk aldım. üç şifre üzerinde yarıştık. cezalarda güzel düşünülmüşt fakat oyun daha ziyade cezaları ile ön plana çıktı. hane ödüllerde daha iyi organize olabilirdi.

bir diğer oyun ise atom oyunu id. oyun tasarlanış ve konuyu anlatış itibarı ile gerçekten çok güzeldi. elektron olanlar kesinlikle hangi orbitale hangi sıra ile katılmaları gerektiğini düşünmelilerdi. oyunun eksik kısmı kazananı belirlemede olmasıidi. çünkü bu oyunu oynattığımız kişiler ilköğretim düzeyinde olacak ve bir şekilde yaralanma ihtimalleri var. ve kazananda belli kurallara göre ayarlanmalı aksi takdirde hep kaybeden taraf haksızlığa uğradığını düşünecek.

bu hafta en eğlendiğim haftalardan biri idi. oyunları gördükçe vay be dedim kendimce. bizden böyle oyunlarda çıkarmıymış mı dedim.velhasıl bu dersi beğendim. bu tarz dersleri şiddetle bekliyoruz….

herkese iyi tatiller dilerim. bu dönem birlikte ders aldığımız bütün kişilere ve hocamıza (pred485 teki gibi :) ) selam ederim….

ve beklediğiğmiz haftalar geldi sanırım. bizim oyunumuzu oynatamamız talihsizliğini saymazsak haftamız güzel geçti. şu açıdan; oyun kurgulamak gerçekten kolay bir iş değil. bu haftaki oyunlardan ilk ikisine değinmek istiyorum. diğerine aktif olarak katılamadığım için ona değinmeyeceğim. ilk iki oyundan ilki beklediğim kadar aktif bir oyun değildi. oyun kurgulanma açısından güzel ama eksik kalmıştı. oyun bir amaç içermiyordu. sadece seslere eğlence yüklenmişti. ayrıca konuyuda öğretme açısından tamamı ile etkili değildi. hocanın bu oyunu oynatırken aktif olarak katılması gerekecek. aslında kurgu ufak değişiklerle öğrencilerin kullanımın sunulabilir.

diğer oyun eğlence açısından süperdi. kurallar aslında çok güzel dizayn edilmiş. oyunu oynayanlar oyunu oynarken oyunun içinde kayboluyordu. oyunun eksik yanı konuyu ezberlemeye yönlendiriyor. fakat trigonometri çokta kolay değil.  bu konuda böyle oyun çıkarmak geçekten takdire şayan.oyun kontraktivist yaklaşımdan uzak, davranışçı eğilimli. oyun eğlenceli idi. bu bayağı bize yetti zannımca.

bu hafta bizim oyun var inşallah. bakalım nasıl organize olacağız. inşallah sonumuz hayır getire…

bu hafta toplanıp sadece oyun hakkında konuştuk. başta oynadığımız zıp oyunu ile dersimiz renklendi. bu oyunu zaten pred 485 dersinden biliyorduk. bir kaç değişik kural ile oynadık oyunu. ama daha önce oynadığımız daha zevkli idi zannımca. yeni kuralları pek uygulayamadık.

her neyse sonra oyun hazırlama kısmına geçtik grup olarak.iyi çalıştığımızı düşünüyorum. ama oyunu hazırlamak taslağını hazırlamaktan daha zormuş meğerse. oyunumuz zevkli olurmu bilmem. inşallah güzel birşeyler çıkar. oyunumuz yeni kurallar ilave edeceğiz. umarım iki haftaya hazır olur oyunumuz.

bu arada mukavva kağıdı kesmek hiç kolay değil galiba. grubumuzdan kesen arkadaş bayağı yoruldu:). her neyse bu aktivitenin bize neler katacağını göreceğiz. hiç birşey olmasa bile insanları eğlendirmek için birşeyler hazırlamaya çalışmak güzel bir duygu…

grubumuzun çok eksik olmasının üzüntüsü ile başladım derse. belkide oyunumuzu bitirebilirdik ama olmadı. daha sonra iç aktivasyonu yüksek, dikkat gerektiren iki oyun oynatıldık. hipnoz oyunu ve patron oyunu…iki oyunda dikkat üzrine kurulu idi. hipnoz oyununu pred 485 dersinde oynamış olmam heyecanıı düşürecek drken, başka bir kural oyuna farklı bir bakışla bakmamı sağladı. bir kural değişikliği çok şey değiştirebiliyormuş demekki. ikinci oyunda simon diyor ki lafına odaklanmamız istendi. ve o dediysek yaptık. ileride öğretmenlik hayatımızda öğrencilerimizle oynayabilceğimiz güzel bir oyundu. öğrencilerimizin dikkatini toplayabilceğiz bu oyunla.

daha sonra dışarı çıktık ve ağaç evde çaylarımızı yudumlarken bir oyun daha öğrendik. eller yandaki kişilerle içiçe geçiyor ve sıryla havaya kalkacak. aslında tam manası ile bizim masa oynayamadı ama azda olsa enedik. oyun masa başında eğlenme açısından güzeldi. daha sonra açık havaya çıktık ve oradada eğlendik oyunlarla. daha önce bildiğimiz oyunlardı hepsi sanırım. en azından ben birini pred 485 dersinde oynadım.:)

herşey hoş güzelde bakalım bizim oyunlar hazırlanınca neler olacak. inşallah güzel bir oyun çıkarabiliriz. burdaki ilk temennim grubumuzla daha akt,f çalışabilmek. çünkü oyunumuzun birçoğu bitti ve sadece hazırlaması kaldı. bakalım neler olacak bu hafta… 

basit ama bir o kadar zevkli basamak oyunu ile başladı herşey. :) hem uykymuzu açtı oyun, hemde dinamik olmamızı sağladı. gerçektende sayılar konusunda bsamak değerlerini anlatmada, yada sayı değerlerini anlatmada çok rahat kullanılabilecek bir oyundu sayı oyunu. şöyleki 375 sayısını biz 3.10(2)+7.10(1)+5.10(0) şeklindede yazabiliriz. yani her hoplama sayısı bize 10′un üssünü verir. öğrencilerimize bunu oynattıktan sonra güzel bir şeklilde anlatabilirsek oyun amacına ulaşmış olur.

sonra herzamanki gibi gruplarımıza geçtik. yine şiddetli bir beyin fırtınası sonucunda, üçgenlerde benzerlik konusunda güzel bir oyun tasarımına ulaştık. elle tutulur bir faaliyet içine giremesekte (beyin fırtınası hariç), bu hafta sanırım gerekli malzemelerin hazırlanmasına geçilecek.

gerekli malzemeler: bir maket bıçağı, 6 tane karton, 6 kişilik grup üyeleri ve bu işi bize sevdirecek olan isteğimiz.:) inşallah bu hafta oyun tasarımını somut ve elle tutulur bir şekle büründüreceğiz.

tasarımımızı bizden oyunu isteyen gruba sunduk. beğenilidk şimdilik. bakalım elle tutulur birşeyler çıkınca nasıl olacak. siyasetçi ağzı yapmamak gerek ama diimi..:) yapacağız deyip yapmamak ayıp olur.

bu hafta sanırım işimiz biraz daha zor. çünkü hesaplama işine girilecek. çok hassas olmamız gerekecek. ufak bir hesap yanlışlığı oyunun sonucuna etki edebilir. bu arada üçgenlerde benzerlik konusu hiç bu kadar sevimli gelmemişti gözüme. tasarımımızı ortaya çıkarabildiğimizden dolayımıdır bilmem. bakalım ufak bir yanlışlıkta, sevgim gider belki üçgenlere. sevgi aslında gelip geçici olmamalı ama, ne yaparsın dünyalık işler bu üçgenler..:)

velhasıl, bu haftaki çalışmamız biz nerelere götürecek baklım. sabretmemiz gerekecek kesinlikle…:):)

Nerde olduumuzu anlatan şemayla giriş yaptık derse. Artık oyun kavramına belirli bir bakış açısıyla bakmıyoruz. Çemberin en dışından içeriye doğru bir giriş yaptık.  

Bu tür faaliyetlere zaman ayırarak çok mu sıkılacağız acaba bu derste demeye balşladım kendimce. En son yaptığımız beyin fırtınası eğlenceli olsada, elle tutulur birşeyler vermedi bana. Yoğun bir düşünme aşamasından geçtik. Fakat sadece havada kalan bir kaç fikir oluştu zihnimizde. Bakalım nasıl bir sonuca varacağız. 

Bana en faydalı olacağını düşündüğüm nokta ise, ileriki öğretmenliğimle alakalı kısmı. Sadece ders felsefesi ile yoğrulmuş bir eğitim sisteminden çıkmış biri olarak, öğrencilere oyun dizayn etmek gerçekten çok hoş. Özelliklede bunu derslerle alakalı olarak yapınca… 

Şu anda ne yapacağımız ile ilgili olarak kafam çok karışmış durumda. En son nasıl birşey çıkaracağımız konusunda muallağım. Yada nasıl birşey çıkarmamız gerekiyor. Bu projeden not alacağız. Sonuçta yaptığımız herşey benim için bir model olabilir. Notlama şeklide sonuçta benim için model bu derste. Çalışmamızın sonunda hocamız neye not verecek çok merak ediyorum. Ama şunu söyleyeyim, şimdilik oyun dizaynı için düşünüyor olmak bile gerçekten çok eğlenceli. Belkide bahsettiğiğmiz teorik bilgileri, kontraktivizm, davranışçılık ve bunun gibi, oyunlarla belirli bir alana oturtacağım inşallah.  

Ve son olarakta temennim çok güzel bir oyun tasarlamamız. Çünkü içimden bir his ben bunu bir ömür kullanacakmışım diyor…

    Hocamıza ricada bulunuyorum: hocam lütfen dersteki farklı olacağım havasına bürünüp palyaçoluk yapanları engelleyelim. Oynadığımız oyunların amacı dışında hareket yapmayı engelleyelim. Bunuda en iyi siz yapabilirsiniz. Farklı olayım derken başkalarına zarar verenler derste eğlenmemi, derse severek katılmamı engelliyor.  

   Neyse gelelim derse.. Ders teorik kısım ile başladı. Şu an ip oyunundan önceden bahsediyorum. Tahtaya çizilen şema ile hocamız derste hangi kısımda olduğumuzu anlattı. Somut kısımdan soyut kısıma geçtiğimizden bahsetti. Yani dahada soyut düşünebildiğimizden, derste daha aktif rol almaya doğru gittiğimizden bahsettik.  

   Bu arada bu konuya gelmeden önce hocamız ezikliğimizden bahsetti. Ben tamamı ile katılmıyorum. Lider yada yönetici çıkaramamak ezikliği göstermez. Üstelik bir derste lider çıkmaması kadar doğal bişey yoktur bence. Ders ortamı farklıdır. oraya bakıp bir oyunda bize hareket yaptıracak birinin olmaması ile genel bir yorum yapılamaz. Bilirizki her dönemde en yılmaz liderler bizden çıkmıştır. Bence liderlik olması gerektiği yerde ve uygun koşullarda vardır. Derste zaten hocamız lider, oyun akmassa bile zaten bir çare bulur o diyoruz ya. Ondan dolayı bir kişinin ön plana çıkması çokta gerekli değil fikrimce. Bizde bu rahatlığı kullanıp çıkmadık. Peki doğrumu bu diye sorarsanız. Tabiki doğru değil. Oyunları sürüklememiz açısından ön plana çıkmamız gerek. 

   Neyse blogların yorumlarını bitirdik, tahtadaki şemayı yorumladık ve ip oyununa geçtik. İşte tam bu noktada benim kızdığım şey oldu. İp oyununu oynarken, amacı şekil yapmak olan insanlar bişeylerle uğraşırken birisi(leri) ortada amaçsız amaçsız dolaştı. Saçma sapan hareketler yaparken yüzüme vurdu. Gözümü açmak zorunda kalıdm. Oyunu bıraktım.  

   Neyse oyunu oynayamadım yani.. Ama derste ki yorumlar idare ederdi. Hocamıza sormak istedim ama konu bitii; acaba gözler açık olsa ama konuşma olmasa nasıl oluyo bu oyun? Yada herşey serbest olsa, konuşmak, bakmak…kare yapmak mümkünmü? Yada ne kadar zaman da yapılıyor? Neyse bunlarıda densek olabilir yani.. 

   Oyunda şunu gördük ki, başarıya ulaşmak için konuşmak yetmiyo. Birilerinin faaliyete geçmesi gerekiyor. Her ne kadar geçenlerde başarılı olamasada, en azından sonuca daha fazla ilerlendi. Sonuç olarak nihayet ip oyununu tamalayabildik. 

   Ve en zon olarakta ekipler kuruldu. Bakalım bu ekip çalışması nasıl sonuçlar doğuracak. Hep birlikte görceğiz.

   Yorumlarla başladığımız ders, oyunlarla devam etsede oyunla noktalayamadık. Son oynayacağımız oyun yağmura takıldı. Derse başladığımız yorumlar genellikle derse adını veren başlıklarla alakılıydı. Tasarıma, oyuna, deneyime dayalı bilgilere değindik. Hocamızın bloglarla ilgili önemli noktalara değinmesi ise ayrı bir noktaydı. Fakat burada şu soru ortaya çıkıyor; acaba bloğu okunmayanlar ne düşünmeli? orası muallak.

   Daha ziyade durduğumuz yerden yaptığımız hareketlere dayalı oyunlar oynadık. İlk oyun köşelerdekilerin belirlediği hareketlere göre sınıfın yüzünü köşeye dönük olarak yaptığı oyundu. Grup olarak hareket etmek gerekiyordu. Oyun köşelerdekilerin üretici olması ile zevkleniyordu. Yani oralara üretken insanlar geçmeli. Fakat üretken olmalı demesi kolay gelsede kendimi orada düşününce çokta kolay olmayacağını düşünüyorum. Çünkü bir iki hareketten sonra, insan tıkanıyor. Yani sonuç olarak iyiki ben köşeye oturmamışım. Bidaha ki dersede köşeye oturmayacağım.   

   İkinci oyun ise bir önceki oyunun üç kişi ile oynanan başka versiyonu gibiydi. Fakat bunu çok iyi oynayamadık sanırım. Özellikle bizim üçlü takıldı. Yüzümüzü nereye döneceğimizi kestiremedik. Derken oyunda uzun sürmedi zaten. Daha önce oynadığımız grup olma (ata binmeyenler, kahvaltı yapmayanlar… dersem hatırlanır sanırım) oyunu gibi bu oyunda başarıya ulaşmadı zannımca. Fakat (kesin) hocamız yine güzel oldu diyecek galiba..:)   

   En son oynayabildiğimiz ama son olması umulmayan oyun ise sınıfça dikdörtgen olduğumuz oyundu. Yine belirli bir kişinin hareketleri ile oynanan oyunda bu seferde lider bulmak sorun oldu. İlk oyunda köşedekilere emrivaki yapmıştık lider olmaları için fakat bunda gönüllü olundu. Sonuçta lider olmanın, hareketlerinin yapılıyor olmasının kolay olmadığını hepimiz gördük.

    Ve yağmurun azizliğine uğradık. Bi ip oyununu yapamadık..:) öbürkünde oyunumuzu bölenlere kızdık ama bu sefer yağmura kızamayacağı. Bize kapalı alan sağlayamayan okul düşünsün biraz.:) neyse velhasıl bu hafta gördük ki oynanamayan oyun motivasyon sağlamıyor.:) 

   Derse pred 485ten bildiğim ebeleme oyunu ile başladık. Derse giriş açısından güzel bir oyun. En azından motive olmamızı sağladı. Oyunun kısa oluşu ve hareketli olmaya yöneltmesi bizim için pozitif tarafları idi. 

   Diğer oyun gruplara ayırma oyunu idi. Diğer oyuna geçiş olması açısından güzeldi.(kümelere örnek olarak gösterilmesinden bahsediyorum) Fakat ben çok sonra anladım öyle olması gerektiğini. Ama söylenenler arasında mantıksızlarda olsa bazıları iyiydi. Mesela; ata binmeyenler, sabah kahvaltı yapmayanlar….    

   Bu iki oyundan sonra, yerlerimize geçtik ve 3 kişilik gruplar oluşturduk. Bu gruplardaki arkadaşlar ortak yönleri ve herkesten farklı olan yanlarını kağıda döktüler. Daha onra sınıfa okudular. Şunu belirtmeliyimki daha önceden kümelerin böyle anlatılabileceğini hiç düşünmemiştim. Bu oyunu gördüğümde ve sonrasında yapılan yorumlardan anladığım kadarı ile gerçekten çok güzel bir yöntem. Oyunla konunun anlatılabileceğine çok güzel bir örnek.    

   Daha sonra kağıtlardan bir şeyler elde etme çalışmasını gerçekleştirdik. Kağıdın birinin yırtılmasına izin olupta diğerinin yırtılmasına iznin olmamasına şaşırdım. Amacı anlayamadım. Çalışma çok eğlenceliydi. Ama şunu anladım ki çalışmalar yapıldıktan sonra hepsinin yanına boş birer A4 kağıdı konmalıydı. Çünkü ilk kağıt konanlarda daha fazla yazı vardı. Belkide bazılarına hiç yazı yazılmamasının önüne geçilmiş olunurdu.      

   Daha sonra ki kelimelerden hikaye yapma çalışması ise bir o kadar eğlenceliydi. Hepimiz güldük. Orjinal hikayelerin ortaya çıkması ise ayrıyeten üzerinde durulması gereken bir konu bence. Gerçekten çok güzel senayolar üretildi.

   Yorumlarıma dersin sonundan başlamak istiyorum. Yani dersimizi ikiye bölen, ortadan ayıran arabalardan. Hayatta en sevmediğim şey insanların ısrarla çelişkileri ile yaşaması. Hane çelişkisiz olmaz ama onlar çözülmedikçe çok büyük sorundur bence.  Dersimizi ortadan bölen kişi galiba bir eğitimci. Bütün sınıfın aşkla işelediği dersi bölmek bir kişiyi ne kadar mutlu eder bilmiyorum. Üstelik bu bir eğitimci ise… Bu noktada hocamızın kızgınlığını çok iyi anlıyorum. 

  Bu hafta oynadığımız oyun sayısı diğer haftalara nazaran daha azdı sanırım. Ama yinede eğlenmedim değil hane… Derse pred485 te oynadığımız zıp oyununun başka versiyonu olan hop oyunu ile başladık. Derse motive olma açısından güzel bi oyundu. Isınma turuda denebilir..  

   Daha sonra ise grup çalışması için gruplara ayrıldık. Okuma parçasının analizi için güzel bir uygulama bence. Aslında grup çalışmalarını oldum olası çok sevmişimdir… Ama herkesin çalışması şartıyla. Okuma parçasını analiz ettik. Güzelde oldu. İnşallah gönderen arkadaş (mail ile) zamanında yollar. J 

   Daha sonra dışarıya çıktık. Burada ebeleme oyunu oynadık. Ama bizim bildiğimizden daha farklıydı. Ebelenenler zincirin halkası oluyordu. Oyun bir çok açıdan bilinenden farklıydı. Çünkü zincir büyüdükçe hem etki alanı fazla oluyor hemde hareket kabiliyeti azalıyordu. Bu hem hem negatif hemde pozitifti bence. Ben her durumda zincirin arkasına geçtim. Hareket kısıytlılığından faydalandım. Ve yakalanmadım. Ama az kalsın yakalanıyodum. 

Diğer oyun ise (yarım kalan ip younu idi) onun üzerine yorum yapmak istemiyorum. Tamamını oynayınca inşallah o zaman konuşuruz. Daha sonra sınfta toplanıp gerekli görüşlerimizi paylaştık ve sınıftan ayıldık.  

M.Fatih GÜNGÖR